Anasayfa » MANŞET » SES – ATO BASIN TOPLANTISI; ” İŞYERLERİMİZDE GÜVENDE DEĞİLİZ”

SES – ATO BASIN TOPLANTISI; ” İŞYERLERİMİZDE GÜVENDE DEĞİLİZ”

SES Ankara Şube ve ATO ( Ankara Tabip Odası ) Ankara Şube’de  Etlik Zübeyde hanım Hastanesi’nde ki kazayı kınayarak, kaza nedenleri hakkında Sağlık Bakanlığından sağlık emekçilerinin ve halkın bilgilendirilmesi için bir basın açıklaması yaptı.

Ortak basın açıklamasını SES Ankara Şube Eş başkanı Runa Temelli’nin okuduğu açıklamada “İşyerlerinde Güvende olunmadığına ” vurgu yapıldı.

ORTAK BASIN AÇIKLAMASI METNİ

BASINA VE KAMUOYUNA

Sağlık meslek örgütleri olarak yaptığımız birçok açıklamada dile getirdiğimiz bir gerçek var. Bu da “hastanelerin çok tehlikeli alanlar olduğu” gerçeği. 11 Temmuzda Ankara’da Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Hastanesinde yaşanan kaza bir kez daha bu gerçeği karşımıza çıkarmıştır. Öncelikle bu kazanın elim sonuçlara yol açmaması hepimizi sevindirmiştir. Hastane çalışanlarına geçmiş olsun diyerek neden bir açıklama yapmak istediğimizi sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Hepiniz biliyorsunuzdur. Olaydan yaklaşık iki saat sonra Sağlık Bakanlığı bir açıklama yaptı. Biz de açıklama yapılmadan önce İl Sağlık Müdürlüğüne kamuoyunun sağlıklı bilgilendirilmesi için bir açıklama yapılmasını içeren faks çektik. Arkasından bu açıklama yapıldı. Bu açıklamaya göre laboratuvarda bir kimyasal madde şişesinin dökülmesi sonucunda 19 çalışan çevreye yayılan gazdan etkilenmiş ilk müdahaleleri yapılarak ambulanslarla başka hastanelere sevk edilmişlerdir. Acil servisinde bulunduğu giriş kat tahliye edilerek hasta kabulü geçici bir süre durdurulmuştur. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından gerekli incelemeler başlatılmıştır.  Her kaza sonrasında yapılan bilindik açıklamalar gibi. Tek farkı “sorumlular hakkında gereken işlemler ivedilikle başlatılacaktır” denilmemiştir. Çünkü can kaybı yoktur “Allah korumuştur”.

Olağanüstü durumun bertaraf edilmesi sırasında çalışan güvenliğini koruyan önlemlerle, her türlü tedbirin alındığına, en kısa sürede çalışanların ve hasta yakınlarının güvenli bir şekilde ortamdan uzaklaştırıldığına, olayın açıklamada belirtildiği gibi laboratuvarda gerçekleştiğine inanmak durumundayız çünkü Sağlık alanındaki en yetkili kurumdan yapılan açıklama bu şekilde. Ama bu açıklamaya; 6331 sayılı İş(çi) Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve kanuna bağlı mevzuatın hastanelerimizde uygulanma durumunu göz önünde bulundurduğumuzda inanmamız mümkün değildir.

Biz sağlık ve sosyal hizmet emekçileri, aldığımız yoksulluk seviyesindeki maaşlarımızla, sırtımızı kambura çeviren iş yüklerimizle, tükenmemize rağmen hastalarımıza umut olmaya çalışırken her türlü riske maruz kalıyoruz. Çalışma ortamlarımızda radyoaktiviteden, kimyasallara, biyolojik ajanlardan, psikolojik ve ergonomik risklere ne ararsanız var adeta. Çok tehlikeli bir alanda çalışanların diğer çalışanlara nispeten ücretle ödüllendirilmeleri lazımken her geçen gün eriyen ücretlerimizle artık güç bela geçinmeye çalışırken can güvenliğimizin derdine de düşer olduk. Yani anlayacağınız tabiri caizse “koyun can derdinde kasap başka dertlerle meşgul”.

Evet çalışanlar, can güvenliklerinin ve aynı zamanda da iş güvenliklerinin derdinde olmalı zaten. Başhekim ya da sağlık bakım hizmetleri müdürün iktidarın gücüyle desteklenen konforlu koltuklarından yanan elin, kopan bacağın, kanserleşen akciğerin, kör olan gözün derdine düşmeyeceklerinden eminiz. İhmalleri bile olsa, kaza riskinin bu denli yüksek olduğu çalışma ortamlarımızda gerekli önlemlerin alınmasında gösterilen zafiyet onları hiç mi ama hiç etkilemeyecektir. Neden bu kadar emin konuşuyoruz? Geleceği mi görüyoruz? Elbette ki hayır geçmişi bildiğimizden bu kadar emin konuşuyoruz.

Kazanın yaşandığı hastane yönetiminin işçi sağlığı ve güvenliği önlemleri konusundaki yaklaşımını bu konuyu dert edip etmediklerini yasal mevzuatın uygulama derecelerine göre değerlendirebiliriz elbette. Oldukça iyi, hastane kalite standartlarına uygun ve özenerek hazırlanmış web sitelerinde her konu hakkında bilgi bulabilirsiniz. Çoğunun, liyakat durumlarının benzer şekilde oluştuğu, kariyer basamaklarını son yıllarda hızlıca çıkmış ve referans adreslerinin masalarındaki takvimlerde yer aldığı, adil ve tarafsız 13 yöneticinin yönettiği hastanenin yaklaşık 1070 çalışanı bulunmaktadır. Bu çalışanların yaklaşık 80 (çoğu ebe ve hemşire ) kadarı bakanlığın farklı kurumlarında geçici görevle çalışmaktadır. Kurulduğunda 420 olan yatak sayısının şu an ki durumu hakkında bir bilgiyi fark edemedik. Hastanenin hizmet kalitesine oldukça önem verdiği gözden kaçmamaktadır. Kalite çalışmalarından sorumlu konsey 88 kişiden, tesis güvenliği komitesi 30 kişiden, eğitim komitesi 30 kişiden, çalışan görüşlerini değerlendirme ekibi 13 kişiden, bina tur ekibi 18 kişiden, hastane afet ve acil durum planını yürütmekle görevli komisyon ise 25 kişiden oluşmaktadır. İşyeri sağlık ve güvenlik birimi bir iş güvenliği uzmanı, bir hekim ve bir sekretarya olmak üzere 3 kişiden oluşmaktadır. 6 kişi işyeri çalışan temsilcisi olarak gözükmekte ve iş(çi) Sağlığı ve güvenliği kurulu ise 7 kişi olarak gözükmektedir. Hastane işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili kurulması gereken tüm birimleri oluşturmuş seçilmesi gerekenleri seçmiştir. Yasa gereği talimatlarını, çalışma planlarını ve eğitimlerini planlamış ve yapmıştır. Hastanenin hizmet sunumunun kalitesi için kullandığı insan kaynağı ile çalışan güvenliği için kullandığı insan kaynağını karşılaştırmak gerekirse tercihini ne yönde kullandığı ortadadır. Hastane yönetiminin yaklaşımı kendi yaklaşımı olmayıp ülkemiz yönetim sisteminin çalışana karşı yaklaşımının bir örneklemesidir. Türkiye’deki çoğu hastanede işçi sağlığı ve güvenliği uygulamaları sadece kağıt üstünde ve yasal mevzuattın anlatıldığı; kurumların kendi özgün durumlarına göre uygulamaları yapmaktan, yasanın tanıdığı kamu ayrıcalığının arkasına sırtlarını vererek, alınmayan önlemleri eleştiren ve farkındalık yaratmaya çalışan sağlık personelini küçümseyen ifadelerle sorumluluk almadıkları şahit olduğumuz gerçekliklerdir.  Kazanın meydana geldiği hastanede olduğu gibi hastanelerimiz de kağıt üstünde ve sanal ortamda mevzuata uygun uygulamalar mükemmel bir şekilde yapılmakta gözükmektedir. Kağıt üstünde var olan kurul ve ekiplerin uygulamaları, faaliyetleri ve işleyişi ile ilgili merak ettiğimiz konuların cevaplarının biz dahil olmak üzere ilgililerce kamuoyu ile paylaşılmasını talep ediyoruz.

  1. Her türlü bilgiye erişebildiğimiz bu sitede risk değerlendirmesi yapıldığına dair kanıt oluşturabilecek bir dokümantasyona rastlanamamaktadır. Risk değerlendirme ekibi var olan ekipler içinde de yer almamaktadır. Risk değerlendirmeleri yapılmış mıdır? Risk değerlendirme yönetmeliğine uygun bir şekilde çalışanların görüşü alınarak onlarla birlikte mi yapılmış mıdır?
  2. Bu kaza gerçekten laboratuvar da mı meydana gelmiştir? Yoksa transfer esnasında koridora mı dökülmüştür? Transfer uygun koşullarda ve eğitimli ekipçe mi yapılmaktadır? Tehlikeli Kimyasalın depolanmasından, saklanmasından ve transferinden kimler sorumludur? Bu sorumlular Tehlikeli Kimyasallarla Güvenli çalışma hakkında eğitim almışlar mıdır? Kendilerine zimmetlenmiş kişisel koruyucu ekipmanları bulunmakta mıdır?
  3. Dökülen kimyasalın ne olduğu bakanlığın açıklamasında belirtilmemiştir. Kimyasalın “formalin” olduğu yönünde söylentiler doğrulanmalıdır. Laboratuvar çalışanlarının Formalin maruziyeti ölçüm kartları bulunmakta mıdır? Kaza sonrası maruziyet ölçümü yapılmış mıdır?
  4. Kaza sırasında dökülmelerde kullanılmak üzere dökülme setleri bulunmakta mıdır? Kaza sonrasında dökülme seti kullanılarak temizlik yapılmış mıdır?
  5. Kaza sonrasında göz ve vücuda sıçrama yaşanmış mıdır? Gözden ve vücuttan kimyasal maddeyi uzaklaştırmak için laboratuvarda duşlar bulunmakta mıdır? Formalinle çalışan personelin uygun kimyasal maskesi, koruyucu gözlük ve yüz kalkanları temin edilmiş midir?
  6. Hastane formalin atıkları ne şekilde imha edilmektedir? Nötralizasyon yapılmakta mıdır?
  7. Bu kazadan etkilenen çalışanların acil kayıtları iş kazası şeklin de mi yapılmıştır? 19 kişinin hepsi çalışansa iş kazası bildirimleri Kurum tarafından Çalışma Bakanlığı’na bildirilmiş midir?
  8. İşçi sağlığı ve güvenliği kurul kararları, çalışan temsilcileri tarafından çalışanlarla paylaşılmakta mıdır? Kurullar düzenli aralıklarla toplanmakta mıdır? Kaza sonrasında alınan kararlar çalışanlarla paylaşılacak mıdır?
  9. Çalışan temsilcileri yasada belirtilen şekilde çalışan ile yöneticiler arasında bir köprü görevi yapmakta mıdır? Önerileri dikkate alınıp, gerekli düzeltici önleyici faaliyetler yapılmakta mıdır? Çalışan temsilcileri seçilmiş mi yoksa atanmış mıdır?
  10. Laboratuvar çalışanları dahil olmak üzere çalışanların sağlık gözetimleri yapılıp kayıtlar tutulmakta mıdır? Kaza sonrası kazadan etkilenen çalışanların sağlık gözetim takibi yapılacak mıdır?
  11. Hastanenin Nisan ayında “masa başı hastane afet planı tatbikatı” yaptığını öğrenmiş bulunmaktayız. Hastane Afet Planı sitede yer almamakta ama ekip olduğunu ve tatbikatlar yapmış olduğunu da görsellerden teyit edebiliyoruz. Saha tatbikatı olarak yaşanan bu kazanın görüntüleri kamera kayıtlarında bulunmaktadır. Bu kaza kayıtları AFAD ekipleriyle birlikte 25 kişilik ekip tarafından değerlendirilmeli, yaşanan kazalardan ders alma, kendini değerlendirme açısından oldukça önemlidir.
  12. Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yetkililerine bu kazayı ihbar ediyoruz diyoruz ki bu hastane kısmen bazı sorumluluklarını yerine getirmiş bir hastane olmasına rağmen bir kaza yaşıyor. Ankara’nın göbeğinde Bakanlığa 10 km uzaklıkta hastanelerde 6331 sayılı kanun uygulanmamaktadır. Lütfen hastaneleri teftiş ediniz. Yaptırım uygulayınız. Ayrıca, 420 yataklı hastane bu olayla yanlışı ya da doğrusu ile başa çıkabildiğini varsayarsak; 3600 yataklı şehir hastanelerinde ne yapılacağı ve ne tür önlemler alınacağı Bakanlık tarafından düşünülmüş müdür?  Şehir hastanesi laboratuvarında meydana gelen bir kimyasal kazayı yönetmeye hazır mıyız? Bakanlıktan önerilerimizi dikkate almalarını ve şehir hastaneleri başta olmak üzere bağlı hastanelerin tümünün denetimden geçmesini talep ediyoruz.

 

Çalışan sağlığı ve güvenliğinin kurumlarda uygulanmasını takip etmek sağlık meslek örgütleri olarak bizlerin en büyük sorumluluklarımızdan birisidir. Ayrıca üyelerimize ve üye olmayan tüm çalışanlara karşı da sorumlu olduğumuzu düşünmekteyiz. Çünkü malum sendikaların böyle bir dertlerinin olmadığını biliyoruz. Oysa biz her türlü bedele rağmen tek bir çalışma arkadaşımızın burnunun kanamaması için üzerimize düşen sorumlulukları yapmaya devam edeceğiz. Önlenebilen her tehlikenin kazaya dönüşmeden bertaraf edildiği bir çalışma ortamı oluşturma dileklerimizi kamuoyuna iletiyoruz.

 

SES ANKARA ŞUBE                                                                     ANKARA TABİP ODASI

ses_ato_zubeyde_hanim_aciklama_13temmuz2019