Anasayfa » Genel » AİLE SAĞLIĞI MERKEZLERİNİN GÖRÜLMEYEN SORUNLARI ve SAĞLIK EMEĞİ
AİLE SAĞLIĞI MERKEZLERİNİN GÖRÜLMEYEN SORUNLARI ve SAĞLIK EMEĞİ

AİLE SAĞLIĞI MERKEZLERİNİN GÖRÜLMEYEN SORUNLARI ve SAĞLIK EMEĞİ

Aile sağlığı merkezlerinde pandemi ile birlikte her geçen gün verimlilik adı altında sağlık emekçilerinin iş yükleri artmakta, özlük ve mali hakları gasp edilmektedir.

Raporumuz ilimizde bulunan ASM’lerde görev yapan sağlık emekçileri ile görüşme yöntemiyle hazırlanmıştır. Görüşmelerde birinci basamak sağlık hizmetlerinde pandemi dönemi ve aşılama kapsamında yaşanan sorunlar şu şekilde ifade edilmiştir;

* Sağlık hizmetlerinde; Bakanlık nezdinde ASM’lerin günah keçisi olarak görüldüğü, bu suçlayıcı tarzın pandemi dönemi daha da arttığı,

* Bugün Sağlık Bakanlığının ne kamu hastaneleri nede özel hastanelerinde uygulanmayan mevzuatları ağırlaştırarak ASM’lerde uygulamaya çalıştığı,

* Sağlık hizmetini yürüten mesleklerin itibarının kalmadığı, saygı görmek bir tarafa çalışanın da kendi mesleğinden nefret eder duruma geldiği,

*ASM’lerde görev yapan sağlık emekçilerin görüşleri alınmadan planlama yapıldığı ve bu planlamanın uygulamasındaki aksaklıkların ASM çalışanlarına fatura edildiği,

* Anayasal hakların sözleşmeler ile yok sayıldığı, dinlenme haklarının, hastalık izni haklarının yasal olmasına rağmen, bu hakların kullanılmasında ücret kesintisine gidildiği,

* Hastanelerin yapmış olduğu tedavilerin tamamlayıcısı niteliğindeki, rapor yazımından, ilaç yazımına, pansumandan, enjeksiyon uygulamasına bütün işlemlerin ASM’lere sevk edildiği,

* Hastaların büyük çoğunluğunun ASM’lere bir taleple geldiği, hastaların %70’inin ilaç yazdırma, rapor alma yada kendi belirlediği tahlilleri yaptırmak için geldiği, bu durumun hastayı müşteri davranışı sergilemeye sevk ettiği gibi sağlık emekçilerini de sağlık hizmeti sunmaktan uzaklaştırdığı,

*3500-4000 aralığında nüfusa bakıldığı, pandemi dönemi poliklinik sayısının günlük 80-100 aralığında gerçekleştiği, gündüz nüfus yoğunluğunun olduğu bölgelerde ise poliklinik sayısının 100’ün üzerine çıktığı,

* Pandemi dönemi poliklinik hizmetleri ve diğer hizmetlere ek olarak günlük 20-30 aralığında aşı, covid kapsamında günlük 20-30 aralığında hasta takibi yapıldığı, süreklilik gösteren bu yoğunluğun ASM’lerde görev yapan sağlık emekçilerini tükenme noktasına getirdiği,

* Şehir merkezlerinde ulaşılabilir hastanelerin ve semt polikliniklerinin kapanmasıyla hasta yoğunluğunun arttığı,

* Göçmen nüfusa hizmet verdikleri ancak nüfuslarında görülmediği için kayıp yaşadıkları, yine göçmenlerin sık sık yer değişikliği nedeniyle aşılama gibi birçok kriteri tutturamadıkları,

* Sağlık okur yazarlığı olmayan vatandaşın ülkeler üzerinden Çin aşısını mı Alman aşışımı yaptırayım ayrımı ile tercih yapmak zorunda bırakıldığı, hem tercih hem aşı kararsızlığı ile gelen vatandaşla sağlık emekçilerinin karşı karşıya geldiği, vatandaşı aşı konusunda ikna etme görevinin sadece sağlık emekçisine bırakılmasının doğru olmadığı,

* Aşı uygulamasında kimlik kontrolünden, stoktan mal düşümüne, aşı kabul onay belgesini imzalatmaktan aşı uygulamasına tüm sürecin aşı uygulayana bırakıldığı,

* Aşı uygulamasında dahi Bakanlığın ASM’lere personel desteği ve katkı sunmadığı, pandemi dönemi ASM’ler üzerine bırakılan ek işler karşılığında ASM’lere istihdamın Bakanlık tarafından sağlanması gerekliliği,

* Aşının hangi aralıklarla yapılacağı, kaç doz aşılama yapılacağı, kaçıncı dozun açıldığı, 18 yaş altına aşı uygulaması, 15 yaş altına aşı uygulaması gibi bilgilerin ASM’lere bildirilmediği, her hangi bir doküman ulaştırılmadığı, her şeyi basından yarım yamalak şekilde takip edebildikleri,

* Sağlık Bakanlığının aşı karşıtlığı ve aşı tereddüdünün ortadan kaldırılması noktasındaki başarısızlığının faturasını ASM’lere çıkardığı,

* ASM’lerin kendi bölgesinde aşılama oranının yükseltilmesi istenirken, sağlık emekçilerinin pandemi kapsamında basına açıklama ve sosyal medya üzerinden paylaşım yapmamızın yasaklanmasının tutarsızlık olduğu,

* Bazı ASM’lerin aşı karşıtı vatandaşların oturduğu merkezlerde bulunduğu, aşının zorunlu koşulmadığı ancak bu bölgelerde dahi düşük aşılamanın faturasının ASM’lere kesildiği,

* ASM’lerde yenidoğan aşılarından, gebe aşılarına, okul aşılarından, covid ve grip aşılarına tüm işlemlerin takibi ve uygulaması iç içe geçmiş durumda olduğu, aşılama hizmetlerinin mesailerinin büyük bölümünü kapladığı,

* Aşılamanın ilk döneminden itibaren tam kapasite ile aşılama yapılmasına rağmen, bunun karşılığında ücret verilmezken, aşılamanın düştüğü son dönemde açılan randevulara başvuruların olmaması üzerinden ücret kesintisinin yapılmasının doğru olmadığı,

* Pandemi dönemi iki farklı aile sağlığı biriminin 30 randevu açmasına rağmen birisinde açılan randevuya tam başvurunun olması nedeniyle hekimin 3000 tl alırken, diğer hekimin tam başvuru olmaması nedeniyle 1070 tl aldığı, aynı işi yapan hemşirelerin ise biri 1500 tl alırken diğerinin 535 tl aldığı,

* 3800 nüfusa hizmet verilen bölgede hekimin 420 tl aşı ücreti hemşirenin ise 210 tl aşı ücreti aldığı,

* Pandemi döneminde 2020 yılında 3 ay pandemi ücreti ödendiği, 2021 yılında ise ilk kez aşılama kapsamında ücret alındığı,

* Sözleşmeli olarak ASM’lerde çalıştırılan sağlık emekçilerinin pandemi dönemi yatırılan ek ödemeden faydalanamadığı,

* ASM’lerde cari harcama içerisindeki personel harcamaları payının, asgari ücret artışının memur maaş artışı üzerinde gerçekleşmesi durumunda, asgari ücret artışı üzerinden arttırılması gerektiği,

*Pandemi dönemi ASM’lerde harcanan sarf malzemelerin payı arttığı,  memur maaş zamları ile piyasada ki sarf malzeme fiyat artışı arasındaki farkın ASM’leri ekonomik olarak sıkıntıya soktuğu,

* TÜİK’in sağlık alanında belirlediği enflasyonun %18 çıktığı, elektriğe %15, doğalgaza %12 zam yapıldığı dönemde cari harcamalara memur maaş zamları oranında artış yapılmasının Bakanlığın ASM’lerin gelirlerine göz koyduğunu gösterdiği,

* Pandemi öncesi eldivene 20 tl verirken şu an 70 tl verdiklerini, top gazlı beze 170 tl verirken şu anda 220 tl verdiklerini, hazır paket spanca 12 tl verirken şu an 40 tl verdiklerini,    baticona 18 tl verirken şu anda 35 tl verdiklerini, bisturiye 35 tl verirken şu anda 75 tl verdiklerini, flastere 15 tl verirken şu anda 25 tl verdiklerini, 5 cc enjektör 100 adetine 45 tl verirken şu anda 95 tl verdikleri ancak cari harcamalara memur maaş zammı üzerinden artış yapıldığı,

* Sarf malzeme fiyat artışının yanında pandemi dönemi hastanelerde yapılmayan işlemlerin de ASM’lere yıkılmasıyla sarf malzeme kullanımının pandemi öncesine göre arttırdığı bu durumun da ek olarak gelirlerinde azalmaya neden olduğu,

* 3100 nüfusa hizmet veren 35 yıllık hemşirenin 5300 tl maaş aldığı, 2600 nüfusa hizmet veren 32 yıllık hemşirenin 4350 tl ücret aldığı,

* ASM’lerde sözleşmeli çalıştırılan hemşire / sağlık memurlarının asgari ücret düzeyinde maaş alabildikleri,

* Aynı ASM’de hekim ile sözleşmeli çalışan arasında 6 kata varan gelir farkının oluştuğu, bununda çalışma barışını bozduğu,

* Tüm uygulamaların Bakanlık tarafından performansa kapsamına almasının, iş yerlerinde sorunlara neden olduğu, hizmetin sunulmasına ve mesleki hassasiyetlere zarar verdiği,

*Kronik hasta takibi sistemi ile ASM’lerin düzenli hasta organizasyonu ile hastaları hastanelere göndermeleri istendiği, burada ASM’ler sağlık hizmetlerinde bir basamak olmaktan çok hastaların düzenli olarak hastanelere gönderilmesi organizasyonu üstlenmiş yapılar haline sokulduğu,

* Pandemi dönemi tüm sorunlara rağmen hizmeti sunarken, Bakanlığın sağlık emekçilerine hala performansınızı ölçeceğim dayatmasının, sağlık emekçilerine ve emeklerine saygısızlık olduğu ifade edilmiştir,

Son söz olarak şunu ifade ediyoruz

Biz sağlık emekçileri çalışma alanlarımızda nefes alamıyoruz desek de, iktidar adeta yavaş yavaş ısıtılan kaynar su içindeki kurbağa deneyinde olduğu gibi çalışma alanlarında çalışma şartlarımızı yavaş yavaş ağırlaştırmaktadır.

Pandemi döneminde sağlık emekçilerinin sorunlarının çözümünü beklerken, pandeminin bürokrasi tarafından da fırsat olarak gördüğünü, çalışma alanlarındaki özlük ve mali haklarımızın gaspı ile gördük.

Pandemi dönemi bir ayın düzenlemesinin bir başka ay hakkaniyet yada reform gibi söylemlerle alt üst edildiği de oldu, daha iyisini beklerken daha vahim hak ihlalleri ile de karşılaştığımız da oldu,

Geldiğimiz noktada; sağlıkta şiddetten, linç girişimlerine, meslek hastalığı kapsamında ölümlerden, mesleki kaynaklı intiharlara, bir çok sorunla sağlık emekçileri karşı karşıya bırakılmıştır.

Artık örgütlü örgütsüz tüm sağlık emekçilerinin ifade ettiği “bıçağın kemiğe dayandığıdır”.

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası

Ankara Şubesi

28/09/2021

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*